1 Vesk Kaç Kilodur?
Kayseri’de bir öğleden sonraydı. Hava ilkbaharın o yumuşak serinliğiyle kararmaya başlamıştı. Rüzgar hafifçe dokunuyor, nar çiçeklerinin kokusu burnuma geliyordu. O gün, annemin evdeki eski eşyalardan birini temizlememi istediği günlerden biriydi. Şimdi, ne kadar da basit bir görev gibi gözükse de, o gün temizleyeceğim o eski kutunun içinde ne bulduğumu anlatmazsam, bu hikaye eksik kalır. Çünkü o kutu, sadece eski hatıraları değil, aynı zamanda zamanın yavaşça geçip gittiği bir dönemi de içinde saklıyordu.
Eski Kutudaki Sırrı Keşfetmek
Kutuyu ilk açtığımda, içeriden yılların tozu ve biraz da garip bir eski kitap kokusu çıktı. Hemen içini karıştırmaya başladım. Birkaç eski fotoğraf, sararmış mektuplar, eski takvim yaprakları… Her birine göz atarken, kendimi geçmişte kaybolmuş gibi hissettim. Birden elime, eski bir tartı geldi. Annemin gençliğinden kalma bir şeydi. Hala sapasağlam duruyordu. O tartının üstündeki yazılar, biraz silinmişti, ama hala görünüyordu: “1 vesk = ?” diye yazılmıştı. Ve bu soru, o an beni tamamen yakaladı.
Şimdi düşününce, 1 vesk’in kaç kiloya denk geldiğini tam olarak bilmemek, birdenbire her şeyin daha karmaşıklaştığı bir an gibi hissettirdi. Ne kadar basit bir soru ama cevabı bulmak bana nasıl bu kadar güçlük yaratabilirdi? İnsan, bazen cevapların ne kadar uzaklarda olduğunu fark edemiyor. Bu basit soru, beni geçmişle bir köprü kurmaya itti. Hemen telefonumu çıkarıp, araştırmaya başladım.
Bir Günün Anlamı
Vesk, eski bir ölçü birimiymiş. Arapça kökenli ve Kayseri’deki bazı eski pazar yerlerinde hâlâ kullanılıyormuş. Ama nedense, o gün için “1 vesk kaç kilodur?” sorusunun cevabını bulmak hiç kolay olmadı. Zihnimde bir sürü soru belirdi. Annem neden hâlâ bu eski tartıyı saklıyor? Belki de, annem için zamanın geçişi, eski ölçülerle, eski anılarla bir anlam kazanıyor. Geçmişle bağını koparmıyor. O an fark ettim ki, aslında annem de zamanla ölçülen bir yaşam sürüyordu. Her şeyin ölçülmesi, yaşanması gerektiğini düşünen o eski nesil, belki de bir noktada ölçüyü kaybetti. O eski tartı, şimdi annemin geçmişiyle ilgili tüm o kaybolmuş anıları, bir araya getirmiş gibiydi.
Gözlerim, telefonumun ekranında gezinirken, bir anlamda zamanın nasıl kayıp gittiğini de fark ettim. Sonunda öğrendim: 1 vesk, tam olarak 2,88 kilogram ediyormuş. Ama, belki de mesele 1 vesk’in kaç kilogram olduğu değil, bu eski ölçülerin hayatımızda bıraktığı izlerin ne kadar derin olduğuydu. Annemin hayatına, çocukluğuna, geçmişine bir adım daha yaklaşmıştım. Her bir ölçü birimi, bana sadece bir sayı değil, yaşanmışlıkları hatırlatıyordu.
Hayal Kırıklığı ve Hüzün
Bir süre sonra, telefonumda bulduğum bilgilere göz atarken, eski zamanların nasıl geride kaldığını düşündüm. Eskiden her şey çok basitti, değil mi? Bir ölçü vardı, bir tartı vardı, bir anlam vardı. Şimdi, her şey o kadar karmaşık hale geldi ki… İnsanlar zamanla birlikte, geçmişi kaybetmiyorlar; aslında, geçmişin anlamını kaybediyorlar. O eski ölçülerin bile, ne kadar değerli olduklarını şimdi daha iyi anlıyorum. O eski tartıya bakarken, annemin gençliğini, geçmişini, çocukluğumu ve yaşanmışlıkları hatırladım. Zaman, ölçülemez bir şeydi aslında. Ama kaybolan her şey gibi, zaman da bir gün kayboluyordu.
O gün yaşadığım hayal kırıklığı da burada belirdi. Basit bir soruya bulduğum karmaşık cevap, beni düşündürdü. 1 vesk kaç kilodur? Bunu öğrendim ama cevap, ne kadar doğru olursa olsun, içinde bir boşluk bıraktı. O kadar zaman geçmişti ki, hiçbir şey artık eskisi gibi değildi. O eski ölçülerin, o eski zamanın, ve belki de eski insanların izlerinin kaybolması, bana o kadar büyük bir hüzün verdi ki…
Bir Yudum Umut
Fakat, bir an, derin bir nefes aldım. Belki de bu hayal kırıklığı, bir umut taşımıyordu? Belki de, zamanı kaybetmiş olmamız, bizi birbirimize daha yakın kılacak bir şeydi. O eski tartıya bakarken, bir de bu açıdan düşünmeye başladım. Geçmişin izlerinden kaçmak mümkün müydü? Hayır. Ama geçmişi anmak, onu hatırlamak, kaybolan her şeyin içinde bir anlam bulmak… İşte bu, bana umut veriyordu.
O gün, 1 vesk’in kaç kilodur sorusunun cevabını öğrenmekten çok, zamanın nasıl akıp gittiğini, kaybolanları nasıl bulmam gerektiğini düşündüm. Hayat, geçmişin içinde sakladığı tüm o güzel anılarla birleşiyor ve bazen basit bir soru, bir insanı bir ömrün derinliklerine götürebiliyor. Bu, bir keşifti; belki de hayatın ne kadar değerli olduğunu anladığım bir andı.
Şimdi o eski tartıyı her gördüğümde, bir şeylerin kaybolmuş olmasına üzüleceğim. Ama yine de bu kaybolanları hatırlayarak, onlardan güç alacağım. 1 vesk kaç kilodur sorusu, bir ölçü değil; geçmişin kendisiydi. Belki de o eski ölçülerin bizlere verdiği anlam, tartıların, sayıları geride bırakıp kaybolan şeylerin arkasında saklıydı.