İçeriğe geç

2 yıllık biyokimya okuyan ne olur ?

2 Yıllık Biyokimya Okuyan Ne Olur? Sadece Kimya mı, Yoksa Daha Fazlası mı?

Biyokimya, kulağa ne kadar havalı ve derin bir bölüm gibi gelse de aslında çoğu insan için “Ben ne zaman biyokimya öğreneceğim?” sorusunun cevabı gibi bir şeydir. Ama siz, 2 yıllık biyokimya okuyan bir öğrenciyseniz, o kadar derinlere gitmek zorunda değilsiniz. Belki de ben gibi İzmir’de yaşayan, 25 yaşında ve arkadaş ortamında sürekli espri yapan ama aslında her şeyi fazla düşünen bir genç yetişkinin başına gelen şeyler gibi… Evet, biraz kafanızı karıştırmak istiyorum ama inanın, iki yıllık biyokimya okumanın getirdiği bir hayat var; öyle her şeyin normal olduğu bir hayat değil bu!

Biyokimya: Kimya mı, Mutfak Bilgisi mi?

Öncelikle, 2 yıllık biyokimya okurken bir süre sonra insanın beynine “Yani ben sadece biyokimya mı okuyorum? Neden hala kahve içiyorum? Ya kahvemdeki şekerin kimyasal reaksiyonları ne olur?” gibi sorular takılmaya başlar. Aslında bu noktada iki yıl boyunca öğrendiklerinizin günlük hayatta nerelerde kullanıldığını anlamak zordur. Mesela arkadaşlarınızla bir kafede otururken, elinizdeki kahvenin şekerini karıştırırken bile “Mikroorganizmalarla mı, kimyasal bileşiklerle mi uğraşsam?” diye düşünmeye başlarsınız.

Bir gün arkadaşlarınızla kafede:

Arkadaş: “Abi bu şekerli kahve nasıl içilmez ya, şekerin ne kadar olduğunu hesaplamak zorunda mısın?”

Ben: “Evet, bu şekerin glikoz-6-fosfat yoluyla metabolizmaya nasıl etki edeceğini düşündüm. Ya da, biliyor musun, bu çikolatadaki kakao oranının vücutta ne kadar yağ asidi sentezlediğini? Yoksa bu çok mu teknik oldu? Hımmm…”

Evet, bazen her şey biraz fazla teknikleşebiliyor. Ve evet, bazen sadece bir şekerli kahve içmek istiyorum. Ama iki yıllık biyokimya eğitimi bunları düşündürüyor. Kimyasal reaksiyonları hayatın her anında görmek bir noktada takıntıya dönüşebiliyor.

Biyokimya Eğitimi: Arkadaşlarım Artık Benden Korkuyor

Her ne kadar gülüp eğlenmeye bayılsam da, biyokimya eğitimi bana o kadar çok şey kattı ki… Mesela insanın vücudunda her şeyin bir nedeni olduğunu öğrenmek… Ve bir gün yemek yerken, “Bu yediğimiz pizza, vücutta nasıl bir protein sentezine yol açacak?” diye düşünmeye başlamak… Hani bazen arkadaşlarınız “Abi pizza çok güzel” der, siz de onlara “Ya o pizzada içerdiği glütenin genetik yapıya etkisini düşündün mü?” diye anlatmaya başlarsınız. Sonra, bir bakarsınız, herkes odadan çıkmış. Neyse, hayatımda hiç kimseye çiğnememiş bir pizza sunmadım.

Bir Sınıfta Hızlıca Kimya Dersi: Esprili Bir Diğer Yüzyıl

Kimya dersleri de ayrı bir maceradır. Bir sınıfa girersiniz ve herkes birbirine bakarken, başlarlar kendilerini biyokimya uzmanı gibi hissetmeye. “Amino asit nedir?” diyen biri çıkarsa, “Vücudun temel yapı taşlarıdır ve proteinleri sentezlemek için gerekli olanlar bunlardır” derken, bir yandan da “Evet, evet, çok zekiyim ya, amino asitler falan, dünyayı fethedeceğim” havasına girersiniz. Kimyayı bu kadar iyi bildiğinizi düşünmek harika bir şey! Ama işte, gerçekler biraz farklı olabilir.

Biyokimya okuyanın kafasında sürekli “Bu bileşiği çok güzel yorumladım!” ya da “Bu reaksiyonu çok iyi bağladım!” gibi düşünceler vardır. Fakat çoğu zaman bu düşünceler insanı yalnızlaştırır. İşin komik yanı şu ki, bazen sınıftan çıkıp bir kafeye gitmek istersiniz ama orada da şekerin ve yağın hangi kimyasal bileşenler üzerinden etkileşime girdiğini düşünürsünüz. Sosyal medya profillerinizde paylaşımlarınızda sürekli bio-aktif bileşenlerden, metabolik yolların hızından falan bahsediyorsunuz. Kimse anlamıyor, ama olsun!

Bir ders sırasında:

Öğrenci: “Hoca, protein sentezi ne kadar sürer?”

Hoca: “Yaklaşık 5 dakika…”

Ben (iç ses): “Hoca bu ne, biyo-kimya değil, hız testi mi yapıyoruz?”

Bazen bu tür soruları sınıfta o kadar ciddi sorarlar ki, neye yanıt vereceğinizi bile şaşırırsınız. Kimseyi küçük görmüyorum tabii ki ama zaman zaman insan ister istemez bu tür “derin” biyokimya sohbetlerinde kaybolabiliyor.

2 Yıllık Biyokimya Okuyan Ne Olur?

Sonuç olarak, 2 yıllık biyokimya okuyan biri, kimyasal olayların her yönünü merak eden, her yerde molekülleri arayan, şekerli kahvelerde bile kimyasal reaksiyonları çözmeye çalışan biri olur. Gündelik hayatınızda şekerin, yağın, proteinlerin etkilerini incelemekten, vücut fonksiyonlarını anlamaktan büyük keyif alırsınız. Ama bence en güzeli, sadece küçük bir çikolatayı yemek ve bir bakış açısı kazanmışken, o kadar derinleşmemek. Kimya, hayatımızın her yerinde ama bazen kahveyle karışan bu minik bileşenler, çok daha fazla keyifli olabilir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet