50 Kaça Yuvarlanır?
Kayseri’de bir akşam, önümdeki yazılım testinin sonuçlarını kontrol ederken, birden kafamda bu soru beliriverdi: “50 kaça yuvarlanır?” Evet, basit bir soru, değil mi? Ama o kadar karışık bir hale geldi ki, bazen hayat da böyle olmuyor mu? Bazen, doğru cevabı bulmak için bile çok uğraşıyoruz, ama sonuçta kafamızda yer eden soru hiç de o kadar basit olmuyor. İşte, bu yazıda tam da bu soruya odaklanarak, hayatın bana ne kadar karmaşık gelebileceğini anlatmak istiyorum.
Bir Günün Başlangıcı: Heyecan ve Hedefler
Sabahın erken saatlerinde, Kayseri’nin o sıcağında penceremi açıp derin bir nefes aldım. Bugün yine sıradan bir gün gibi başlamıştı, ama aklımda bir şey vardı: Birkaç haftadır üzerinde çalıştığım proje sonunda sona geliyordu. O an, belki de hayatımın en kritik anlarından biri olabilirdi. İlerleyen saatlerde, sonuçları görebileceğim ve bu sonuçlara göre bir yol haritası oluşturabilecektim. Ama, bu kadar plan yapmama rağmen, aklımda bir başka şey vardı: “50 kaça yuvarlanır?”
Herkesin hayatında böyle bir dönüm noktası vardır. Bir şeyin üzerine ne kadar odaklanırsanız, bir süre sonra en önemsiz gibi görünen şey bile aklınızdan çıkmaz. O sabah, kafamda bu soru sürekli dönüp duruyordu. İşin içinde matematik yoktu aslında. Sadece bir şey vardı: Bir yandan ne kadar hedef koyarsan koy, bazen hayatta her şeyin bir araya gelmesi gerekiyor.
Yazılım Testinin Sonuçları ve Hayal Kırıklığı
Gün sonunda test sonuçlarını aldım. Sonuçlar, beklediğimden çok daha kötüydü. Birkaç hatalı kod yüzünden yıllık hedeflerimin gerçekleşmesi zor görünüyordu. O anda içimi bir boşluk kapladı. “50 kaça yuvarlanır?” sorusunu bir kez daha sordum ama bu kez ciddiyetle. Kaçına yuvarlansa bile, sayı bir yere kadar önemliydi; asıl önemli olan, o anın ne kadar değerli olduğuydu. Ama hayal kırıklığı, öylesine ağırdı ki, sanki tüm planlarım tek bir hatayla çökmüş gibiydi.
Kayseri’nin soğuyan havası, o an içimi daha da sıkıştırıyordu. Bazen insanlar, ne kadar uğraşırsanız uğraşın, hayatın size sunduklarıyla başa çıkmak zorunda kalır. Bu yazılım testinde olduğu gibi. Ama, o an düşündüm ki, belki de bu başarısızlık, bana başka bir şey öğretebilir. Belki de hayat, her zaman istediğimiz gibi ilerlemez ve bu da belki bir fırsattır.
Bir Adım Daha: Umut ve Yeniden Başlamak
Akşamın geç saatlerinde, bir şey fark ettim. Belki de bu soru, hayatımın bir simgesiydi. “50 kaça yuvarlanır?” sadece bir rakamdan ibaret değildi. Hedeflerimiz ne kadar yüksek olursa olsun, bazen rakamlar da hayatın gerçekliğiyle yüzleşiyor. Belki de bu soruyu cevaplamak, aslında içimdeki umudu bulmakla ilgiliydi. Evet, belki şu an test sonuçları kötüydü, ama bu bana yeni bir hedef koyma fırsatı veriyordu. Bu yüzden, o an umudumu kaybetmek yerine, yeniden başlama kararı aldım. Yeniden denemek, belki de her şeyin daha iyi olacağı anlamına geliyordu.
Kayseri’nin o sessiz akşamında, içimi bir şey ısıttı. Belki de 50’nin kaça yuvarlanması, en başta düşündüğüm kadar önemli değildi. Belki de asıl mesele, yuvarlanması gerekenlerin, hayatta ilerlemek için ne kadar önemli olduğuydu. Düşüncelerim karmaşıklaştı, ama sonunda, her şeyin bir araya gelmesi gerektiğini fark ettim. O an hissettiğim yalnızlık ve hayal kırıklığı, yalnızca geçiciymiş. Asıl olan, devam etmekti. Hem de karamsar olmadan, umudu kaybetmeden.
Hayatın Yavaşça Yuvarlanması
O gece, telefonumu elime aldım ve kafamda bir düşünceyi daha açtım: “Hayatta her şey kaça yuvarlanır?” Belki de her şeyin sonunda bir şekilde yoluna girmesi gerekiyor. Eğer 50’yi 0’a yuvarlarsanız, geriye bir şey kalmaz. Ama ya 50’yi 100’e yuvarlarsanız? O zaman ne olur? Belki de bu sorunun cevabı, her şeyin kendi zamanında olması gerektiğini hatırlatıyordu. Bir şeylerin yuvarlanması, doğru zamanını beklemekle ilgiliydi. Belki de bu yazılım testinde başarısız olmam, doğru zamanı bulana kadar denemeye devam etmem gerektiğini gösteriyordu.
İçimde bir his vardı: Bazen kaybolmuş gibi hissetsek de, her şeyin yoluna girmesi için yalnızca sabırlı olmamız yeterli. O an, 50 kaça yuvarlanır sorusu bana çok derin bir anlam kazandırmıştı. Belki de cevap aradığım her şey, aslında içimdeydi. Ve belki de doğru zaman geldiğinde, tüm sorularımın cevaplarını bulabilecektim.