Aktüelya Ne Demek? Bir Kelimenin Peşinde…
İlk Kez Duymak: “Aktüelya”
Kayseri’nin soğuk sabahlarından birinde, kahvemi yudumlarken, sosyal medyada gezinirken bir kelime dikkatimi çekti: Aktüelya. “Bu ne ya?” diye mırıldanıp telefonuma tekrar odaklandım. Bir yandan iş yerinden gelen mesajları kontrol ediyorum, bir yandan da bu kelimenin anlamını öğrenmeye çalışıyorum. Google’a yazdım, ancak anlamı tam olarak yoktu. Sadece, birkaç eski yazı ve birkaç ilginç gönderi vardı. Biraz garipti, ama aynı zamanda oldukça büyüleyiciydi. O an, kafamda bir şeyler kıpırdadı. O kelimeyi araştırmam gerektiğini hissettim.
Ne kadar çok merak ediyorsam, o kadar çabuk unutmaya başladım aslında. Zihnimde kaybolan düşüncelerle gün geçiyordu. Ama bir hafta sonra, bir anda o kelime tekrar karşımda belirdi. Ama bu kez, daha farklı bir şekilde.
Bir Sohbetin İçinde: Anlamın Peşinde
Bir akşam, arkadaşım Mert ile eski bir kafede buluştuk. Havanın soğuk olması, bir süreliğine dışarıda kalmaktan kaçmamıza sebep olmuştu. Konuştukça zaman geçiyor, sıcak çaylar içiyoruz ve hayat hakkında sohbet ediyorduk. O esnada Mert, birden “Aktüelya” dedi. Bu kelime tekrar beynimi alevlendirdi. O kadar uzun zamandır unutmaya çalıştım, ama o an, onun ne anlama geldiğini öğrenmek için bir fırsat bulduğumu düşündüm.
“Ne demek o? Aktüelya?” diye sordum.
Mert kafasını kaşıyarak, bir an duraksadı. Gözlerinde o bilindik garip bakış vardı. Ne olduğunu anlamaya çalıştım. Neden böyle bir şey söylediklerinde hep bana böyle garip bakarlar ki? Gerçekten, bazen o anda düşündüğüm şeyleri söylemekte zorlanıyorum.
“Yani, bu kelime aslında tam anlamıyla bir şey ifade etmiyor,” dedi Mert, ellerini çırparak. “Ama hani, seni bir anda neşelendiren, heyecanlandıran ama anlamsız görünen bir şeydir.”
Yavaşça içimi bir heyecan sarstı. Biraz önce kafamda dolaşan kelimenin sonu, kafamda tuhaf bir şeylere yol açtı. Anlamsız bir kelimenin, hayatın anlamını değiştiren bir hikayeye dönüşebileceğini hiç tahmin etmemiştim. Hangi bir kelime, anlatılmaz bir neşeyi, hayal kırıklığını, umut dolu bir anı içinde barındırabilir?
Bir Kelime ve Bir Duygu
Mert’in açıklamasından sonra, bir süre sessiz kaldım. O kadar karmaşık bir hisse kapıldım ki… Anlatılmaz bir neşe, ama öyle bir gariplik ki, tam olarak ne olduğunu bile anlatamıyorum. Sanki her şey yanlış ama doğru bir yerden kaybolmuştu. Aktüelya bir tür şeydi ama bir şeye benzeyen, aslında bir anlam taşıyan ama daha çok duygu barındıran bir şeydi.
Anlamadığımdan değil, belki de kendime acımasız bir şekilde “görmüyorum” diyordum. İnsanlar bazen yanlış kelimeleri kullanır, aslında yetersizdir. Sadece, o an duygusal bir bağlantı kurmaya çalışır. Ama bu, bazen cümleyi zorlar, tuhaf kılar. Ben de Mert’e bir soru sordum:
“Yani… bir şeyin adı olamayacak kadar özel mi?”
Mert başını salladı, gülümsedi ve sonra yine ekledi: “Evet, tam olarak öyle. Sadece bir şeyin adı yok, bir hissiyat bu. Aktüelya, tam olarak bu!”
Birden, o kadar anlamlı geldi ki. Zihnimin köşelerinde sıklıkla kaybolan, ama tekrar tekrar bulmaya çalıştığım o tuhaf duyguların, işte o kelimeyle açıklanabileceğini düşündüm. Ne kadar da kolaydı aslında! Bir şeyin adı yokmuş gibi, sadece var olduğu kadar güzeldi. Bu, hem hayal kırıklığını hem de heyecanı barındıran bir kavramdı. Sadece, kendimi tamamen ifade edemediğimde ya da bir şeyin sonunda çok fazla soru olduğunda, “Aktüelya” demekti, anlaşılan.
Kelimenin Sırrı ve Hayal Kırıklığı
Mert’in söylediklerini sindirmeye başladım ama içimde bir şey vardı. O kadar netti ki, bir anda her şeyin sırrı belirmiş gibi hissediyorum. Ama aynı zamanda, o kelimenin beni çağırdığı yer de hayal kırıklığıydı. Bir şeylerin ardında, hep yarım kalmış bir anlatım, tamamlanmamış bir anlatı vardı.
Hayatımda yaşadığım bir dönemi düşündüm. O anlarda her şey, adeta hiç yaşanmamış bir anıydı. Beklentilerim yoktu, ama içimde bir umut vardı. Hayal kırıklığı ve umut birbirine karışmış bir haldeydi. Belki de bu yüzden Aktüelya kelimesi, o duygunun özüdür. Başka türlü nasıl anlatılabilir ki?
İçimden bir şeyler yükseldi. Hayal kırıklığı dediğimiz şeyin, aslında bir anlam yükü taşımadığını fark ettim. Bazen bir duyguyu sadece yaşamak gerekir, üzerine fazla düşünmeden… Sadece hissetmek. Bu, tıpkı o kelimenin ne olduğu üzerine düşünmek gibi. O kadar basitti ama o kadar derindi.
Yeni Bir Anlamın Başlangıcı
Zihnimde bir şeyler netleşmeye başladı. Birkaç saat sonra, kahve içmeye devam ederken, “Aktüelya” kelimesi hakkında düşündüm. Mert doğruydu. O, sadece bir kelime değildi. Bütün o karmaşık duyguların birleşimi, kısa ama yoğun bir anlam taşıyordu. Bu kelimeyle başta anlamadığım bir şeyi, kendime açıklamış oldum.
O günden sonra, hayatımda daha fazla aktüelya olacağını fark ettim. Her günün içinde, belki de küçük bir şeyin “aktüelya” olabileceğini biliyordum. Hayatımda eksik olan şeylerin peşinden gitmek değil, onları nasıl deneyimleyeceğimi anlamak… O kadar karmaşık değilmiş, aslında. Gerçekten bir şeyin adı olmadığında, belki de gerçek anlamı başlar.
Ve belki de… hayat, bazen kelimelerle değil, sadece yaşadıklarımızla anlatılır.
Sonuç: Aktüelya, Gerçekten de Bir Kelime mi?
Aktüelya, bir kelime olmanın ötesinde, bir his, bir duygu, bir varoluş şekliydi. İçimde bir anlam bulamadığımda, sadece bu kelimeyi düşünerek kendimi bulduğum anlar oldu. O yüzden, “Aktüelya ne demek?” sorusunun cevabı çok basitti: Aktüelya, anlamı her zaman değişen bir kelimenin ötesinde, insan ruhunun en derin izlerini taşıyan bir şeydir.
Ve belki de biz insanlar, bazen kendimizi anlatmak için doğru kelimeleri değil, hisleri ararız.