İçeriğe geç

Kuşların biti insana geçer mi ?

Kuşların Biti Insana Geçer Mi? – Bir Yaz Akşamı

Bir Kuşun Gözleri

Kayseri’nin o bunaltıcı yaz akşamlarından biriydi. Şehir, her zamanki gibi sakin, ama o sakinliğin içinde bile bir yerlerde çırpınan bir şey vardı. Kafamı camdan dışarıya doğru uzatıp, eski mahallemizin evlerinin arasındaki ağaçlara bakarken, bir kuşun kanat çırpışını fark ettim. O an, nedendir bilmiyorum, bir huzursuzluk hissettim. Bir şeyler doğru gitmiyordu, ama neydi tam olarak?

O gün, annemle birlikte yürüyüşe çıkmıştık. Daldıkça dalıyordum; evin içindeki sıcaklık, yazın verdiği bunaltıcı havayı, çocukluk anılarımı ve kalbimde biriken duyguları silip süpürüyordu. Bir an durduk, annem çantasından bir şeyler çıkarırken, ben de birkaç adım geriye gittim ve o kuşu gördüm.

Havada süzülen bir kuşun, birdenbire konduğu ağaçtaki tüylerini temizlemeye başladığını gördüm. Sadece birkaç saniye sürdü ama o kadar derin bir anlam taşıdı ki, birden her şey gibi hissettim. Kafamda şüpheler birikti. Kuşların biti insana geçer mi?

Bir anda kaybolan o huzurun yerine yerleşen korkuyu fark ettim. Bu bir takıntıya dönüşür mü? diye düşündüm. Sonra aklımda bir soru daha beliriverdi:

Kuşların bitini görmüş müydüm hiç?

Bir Tüy Dökülmesi

Bir gün önce, annemle birlikte evin yakınındaki parka gitmiştik. O park, çocukluğumun en güzel zamanlarını geçirdiğim yerdi. Her sabah koşturduğum, rüzgarın yüzüme vurduğu, ağaçların arasında kaybolduğum o yeşil alan hala hafızamda taze. Fakat o gün, parktaki başka bir şey dikkatimi çekti: O kuşlar, bu kez hiç olmadığı kadar yakındı. Çocuklar, onlara yem atarken, kuşlar neredeyse ayaklarına kadar geliyordu. Yavaşça tüylerini kurutmaya çalışan bir kuşun üzerinde, fark edemediğim, belki de gizlenmiş olan bir şey gördüm.

Evde sabahları geçirdiğim saatlerden sonra, akşam saatlerinde hala parktaydım. O an bir şey fark ettim, içimi biraz huzursuzluk sarmıştı, o kuşlardan birinin bacakları biraz garip görünüyordu. Ama en tuhafı, uçarken tavrıydı. Dönüp bakmak istedim, ama derin bir ses, “İçeri girmelisin,” dedi. Annem seslendi, beni parktan çağırıyordu. Ama içimde bitmeyen bir merak vardı. Gözlerim, kuşların bitlerine takılmıştı. Acaba bu, bana bir şey anlatmaya çalışıyordu?

Bir Fısıldama: Kuşların Biti

Eve döndüğümde, o akşam biraz garip hissediyordum. İşe başladığımda, vücudumda rahatsızlık hissi vardı ama ne olduğunu bilemedim. Bu kadar düşünmek de iyi değildi, hem de annem de sürekli endişelenmeme gerek yok dedi ama ben hâlâ o kuşları düşünüyordum. O yaz akşamının sessizliğinde, içimde bitmek bilmeyen bir soru vardı: Kuşların bitleri insana geçer mi?

Çünkü o sabah tüy dökerken, o garip hissettiğim kuşlardan birinin bana doğru uçtuğunu fark etmiştim. Gözleriyle bana bakarken, içimden bir şeylerin orada olmasına inanmak istemiştim. Neden mi? Çünkü yalnız değildim. O kuşla bir bağ kurmuş gibiydim.

Başka bir akşam da bunu anneme sordum. Ama annem gülerek, “Kuşların bitleri insana geçmez,” dedi. Ama gözlerindeki belirsizlik bana başka bir şey anlatıyordu. Tüm düşüncelerim karıştı. O an, içimdeki huzursuzluk yerini derin bir hayal kırıklığına bıraktı. Belki de hiç olmamış bir korku içindeydim.

Bir Gerçekleşen Korku

Bir hafta sonra, belki de düşüncelerimin etkisiyle, vücudumda bir şeyler hissetmeye başladım. Küçük, rahatsız edici bir kaşıntı, her geçen gün daha da arttı. Aniden içimi korku sararken, gözlerim bir an için o tüy döken kuşu hatırladı. Kendi başıma çıldırıyordum. Fakat bir yandan da gerçekliğin acımasız yüzüyle karşı karşıyaydım.

O günlerde, adeta bir takıntıya dönüşen soruma daha derinlemesine cevap aradım. Bilimsel makalelere baktım. Kuşların bitleri insana geçer mi, diye sordum. Cevap netti: Geçmez. Ama o kadar kısa süre önce hissettiğim o kaşıntının gerçekliği, zihnimi hala rahatsız ediyordu.

İçimde bir duygu daha vardı: Umut. Her şeyin geçebileceği umudu. Çünkü, belki de bu korku, sadece kendi içsel takıntımdan ibaretti.

Korkunun Geçmesi

Bir gün, annemle parkta yürürken, bir kuşun yeniden gözlerimin önünde tüy döktüğünü gördüm. Ama o sefer, ne korkum vardı ne de o rahatsız edici düşünce. Gerçekten, o kuş bana korkuyu değil, sadece o eski güzel zamanları hatırlattı. Belki de bazen soruların ve takıntıların bizi bu kadar zorlayıp korkutması, sonunda anlamlı oluyordu.

O kuşla bağ kurduğumda fark ettiğim şey şu oldu: Gerçekten, bazen korktuğumuz şeyler, yalnızca bizim zihnimizde var olan hayal ürünleridir. İnsan bir zaman sonra, korkularını sahiplenmeli ve onlardan büyümelidir. Ve o kuşların bitinin insana geçmeyeceğini öğrenmiş oldum.

Sonuç: Bir Hikâyenin Anlamı

O yaz akşamı, Kayseri’nin sıcak atmosferinde yaşadığım bu küçük hikâye, belki de hepimizin hayatına dokunan bir şeydir. Çünkü bazen, insanın içinde başkalarının gözlerinden görülen, ama asla dışarıya çıkamayan korkular vardır. O kuşla kurduğum bağ, bana sadece korkularımı değil, onları aşmanın da yolunu gösterdi.

Kuşların bitleri insana geçer mi? Gerçekten geçmez, ama her şeyin düşündüğümüzden daha basit olduğunu da unutmayalım. Korkularımızı kabul etmek, onları aşmanın ilk adımıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
ilbet